Önce rehne müracaat zorunluğu



Önce rehne müracaat zorunluğu



Önce rehne müracaat zorunluğu tanımı - Bu kuralın kefile uygulanması için : İpoteğin kefaleti kapsayıp kapsamadığı 


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:2014/1122 K:2016/765

Uyuşmazlık : akit tablosunda asıl borç ile birlikte kefalet borcunu da teminat altına aldığı belirtilen ipoteğin varlığı karşısında, kefil hakkında genel haciz yolu ile ilamsız icra yoluna başvurulmasının İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 45 inci maddesindeki yasaklılık kapsamında kalıp kalmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Öğretide “önce rehne müracaat zorunluluğu” olarak ifade edilen kural, İcra ve İflas Kanunu'nun 45 inci maddesinin birinci fıkrasında normatif düzenlemeye kavuşturulmuş olup, fıkra metni “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir” şeklindedir.

Somut olayda asıl borçlu (dava dışı)...Gıda San. Nakl. ve Tur. Taah. Tic. A.Ş. tarafından tesis edilen ipoteğin resmi senedinde “… karşı asaleten ve/veya kefaleten doasaleten ve/veya kefaleten doğmuşğmuş ve/veya doğacak tüm kredi borçlarının ve bunların faiz, komisyon, ücret, vergi, resim, harç, fon ve bunlara terettüp eden her türlü ceza, bu arada gecikme cezaları ve sair teferruatına şamil olmak üzere 1.200.000-TL için…” ipotek tesis edildiği açıklanmıştır.

Resmi senetteki bu belirlemeye göre kefillerin borcu da ipotek teminatı kapsamında olup, önce rehne müracaat zorunluluğu somut olay bakımından kefillerin borcu için de geçerlidir. Dosyada bulunan genel kredi sözleşmesinde davalı kefilin sorumlu olduğu tutarın 2.100.00,- TL olduğu tartışmasızdır.

Hal böyle olunca kefalet borcunun, rehinle temin edilmiş bulunan 1.200.000-TL’yi aşmayan kısmı için doğrudan genel haciz yolu ile ilamsız takip yapılamayacağı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan .....borcun teminatsız kısmına yönelik olduğu da yasa gereğidir (TBK. m. 100/2).

Yargılama sırasında yapılan bilirkişi incelemesinde de davalının sorumlu olduğu tutarın 315.221,09-TL asıl alacak, 2.836-TL işlemiş faiz ve 141-TL BSMV olmak üzere toplam 318.198,09-TL olduğu ve ipotek limiti içinde kaldığı görülmüştür.

Açıklanan durum karşısında davalı alacağının ipotek limiti içinde kaldığı ve aleyhine girişilen genel haciz yolu ile ilamsız takibin, İcra ve İflas Kanunu'nun 45 inci maddesinin birinci fıkrasında ifadesini bulan önce rehne müracaat kuralını ihlal ettiği görülmekle davanın reddine dair yerel mahkeme kararı yerindedir.


Yargıtay 11.Hukuk Dairesi E:2015/9618 K:2015/9909

TBK'nun 586/1. maddesine göre kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirmeden evvel kefil aleyhinde takip yapabilecektir. Bu durum karşısında mahkemece tapudan ipotek akit tablosu getirtilip ipotek ve rehinin aleyhine haciz istenen kefillerin kefalet borcu için verilip verilmediği belirlenerek ipotek kefalet için verilmiş ise rehin tutarı kadar olan alacak için alacaklının önce rehne müracaat etmesi gerektiği, ipotek şayet borçlu lehine verilmiş ise bunun TBK'nun 586/1. maddesi gereğince kefile başvuruyu engellemeyeceği


Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E:2016/15891, K:2016/15647

Mahkemece, kredi borçlusu şirket hakkındaki itirazın kaldırılması isteminin asıl alacağın ipotekle teminat altına alındığı ve İİK'nun 45. maddesi uyarınca önce rehne müracaat edilmesi gerektiğinden bahisle reddine karar verilmesi yasaya uygun ve yerinde ise de, ret kararı esasa ilişkin nedenlere dayanmadığından alacaklı aleyhine oranında tazminata hükmedilmesi isabetsizdir.


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E:2015/1032, K:2015/2504

mahkemece ipotek belgeleri getirtilip kefalet borcu için ipotek verilip verilmediği tespit edilerek eğer ipotek kefiller yararına verilmiş ise rehin tutarı kadar olan alacak için alacaklının önce rehne müracaat etmesi gerektiği, ipotek şayet asıl borçlu lehine verilmiş ise bunun kefile başvuruyu engellemeyeceği nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) Banka yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.


İpoteğin alacağı karşılamaması hali


asıl davada - MAHSUP - İCRA - tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile - itirazın iptali davası - komisyon - Bilirkişi kurulu - İİK

Oysa, YHGK'nın 18.04.2001-E.2001/12-354 K.367 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, icra takip konusu alacağın rehin tutarı ile karşılanamayağı belirgin ise ancak tüm alacak için, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile rehin yanında, haciz yoluna da başvurulabilir.

davacının davalıdan olan alacağının icra takip tarihi itibariyle belirlenmek ve belirlenen miktardan ipotekle temin edilen kısmın denetlenebilir bir şekilde mahsubu ile kalan miktara hükmedilmek gerekir


İpoteğin karşılama oranı


Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E:2014/12346, K:2014/17133

İİK'nun 45/1 maddesinde ''...rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir'' hükmü getirilmiştir. Mahkemece takip tarihi itibarıyla borç miktarı belirlenip, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ödenen miktar düşüldükten sonra kalan alacak miktarı yönünden karar verilmesi gerekir


müteselsil kefil - İİK - kefil hakkında ihtiyati haciz kararı - alacaklı banka - taşınmaz mal - paraya çevirme - para borcu - müşterek borçlu - kredi sözleşmesi - akit tablosu

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ihtiyati haciz talep eden tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, borcun 105.000,00 TL'lik kısmının ipotekle teminat altına alındığı, yapılan kıymet takdirine göre taşınmazın 60.900,00 TL değerinde olduğu, ipoteğin borcun tamamını karşılamaya yeterli olmadığı,

ipoteğin asıl borçlunun borcunu teminen tesis edildiğinin anlaşılması halinde müteselsil kefil hakkında ihtiyati haciz kararı verilebileceği hususu nazara alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

tarafından yapılan itirazın kısmen kabulü ile, 236.040,77 TL üzerinden verilen ihtiyati haczin kısmen kaldırılmasına, ihtiyati haczin 131.040,77 TL alacak üzerinden devamına karar verilmiştir.


Yargıtay 19.Hukuk Dairesi E:2015/16886 K:2016/2398

Rehin limiti ve takipte istenen borç miktarı gözetildiğinde, İİK'nın 45. maddesi uyarınca rehinli takip dışında asıl borçlu davalı şirket aleyhine rehini aşan bir alacak bulunmadığından ilamsız takibe girişilmesinin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle hükmün asıl borçlu davalı şirket yönünden bozulması gerekmiştir.


Yargıtay 15.Hukuk Dairesi E:2015/5127 K:2016/4635


Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27., Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabilecektir.


KAMBİYO SENETLERİNDE


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Esas: 2020/310 Karar: 2020/291

İKnın 167. maddesi gereğince alacağı emre muharrer senede müstenit olan alacaklının, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde bulunabileceği belirtilmiş olup bu husus İİKnın 45. maddesinin istisnasını teşkil etmektedir. Bu nedenle, her ne kadar asıl borçlu bakımından kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak rehinle temin edilmiş olsa dahi, aynı alacak için kambiyo senedi düzenlenmiş olması halinde, rehine başvurmadan kambiyo senedine dayalı olarak takip yapılmasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD 22.11.2016 tarih 2016/11743 esas, 2016/ 9022 karar sayılı ilamı) Yargıtay 12.HD uygulamasında ;bir kısım kararlarda aynı alacağa ilişkin olarak öncelikle başlatılan takip dikkate alınarak alacaklının tercih hakkı bulunduğu kabul edilmekte ise de :İİK 167 -45.madde hükümleri birarada değerlendirildiğin de kanunda tercih hakkı öngörülmediği sonucuna varıldığından bu görüşe itibar edilmemiştir.


Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E:2018/9112, K:2019/337

Yukarıda anılan kanun hükümleri uyarınca borç ipotek ile temin edilmiş olsa bile elinde kambiyo senedi bulunan alacaklı, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapabilir. Somut olayda da, öncelikle bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 12.08.2014 tarihinde takibe geçildiğinden, alacaklı tercih hakkını bu takip türünden yana kullanmış olup aynı borca ilişkin olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapamaz. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup süresiz şikayete tabidir.


Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E:2018/15815, K:2019/5261

İİK'nun 45. maddesi 1. fıkrasında Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağının iflas veya haciz yoluyla takip edebilir. hükmüne yer verilmiştir.

Poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki 167 nci madde hükmü mahfuzdur. hükmüne yer verilmiştir.

Anılan madde ile borç rehinle temin edilmiş ise, önce rehine başvurma zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak, maddenin 3 üncü fıkrası ile İİK'nun 167. maddesi saklı tutulmuş ve istisnaya yer verilmiştir. Yani alacak rehinle temin edilmiş olsa dahi alacaklı doğrudan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna da başvurabilecektir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2020/8651 E. , 2021/4204 K.

"Her ne kadar yukarıda anılan kanun hükümleri uyarınca borç ipotek ile temin edilmiş olsa bile, elinde kambiyo senedi bulunan alacaklı, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapabilirse de, somut olayda, öncelikle bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe geçildiğinden, alacaklı tercih hakkını bu takip türünden yana kullanmış olup, aynı borca ilişkin olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapamaz. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup süresiz şikayete tabidir."


BANKA ALACAKLARININ İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİBİ

"Alacaklının seçim hakkını kullanmak yerine hem rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip, hem de kambiyo senedine mahsus takip yoluna başvurması esasen mümkün olmamakla birlikte, “tahsilde tekerrür olamamak kaydıyla” her iki takibin de başlatılması Yargıtay içtihatlarıyla kabul edilmiş gözükmektedir. İsviçre’de aynı alacak için olağan takibin ve rehnin paraya çerilmesi yoluyla takibin birlikte yürütülmesi kabul edilmez" Doktora Tezi MÜJGAN TUNÇ YÜCEL


İİK 45. Madde

Rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklar:

-Madde 45 - Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.

(Değişik fıkra: 21/02/2007-5582 S.K./1.mad)

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan rehinle temin edilmiş alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir veya haciz yoluna başvurulabilir.

Poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki 167 nci madde hükmü mahfuzdur.

İpotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında, alacaklının intihabına ve borçlunun sıfatına göre, rehinin paraya çevrilmesi veya haciz yahut iflas yollarına müracaat olunabilir.

(Ek fıkra: 27/05/1933 - 2228/1 md.; Mülga fıkra: 29/06/1956 - 6763/42 m

İlgili Kararlar