Çin firmalarından alınan mallarda ayıp - Navlun - Tasarım



Çin firmalarından alınan mallarda ayıp - Navlun - Tasarım



Ayıp

Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi Esas: 2014/1186 Karar: 2021/212

HES tesisinin komple otomasyon sistemi dahil olmak üzere elektrik ve mekanik sisteme ait işveren (davacı) ve üreticinin (Çinli ...) temin edeceği teçhizatın

bu parçayı tekrar yerine takmak için öncelikli bir Çinli süpervizöre ihtiyaç bulunduğunu Çinli süpervizörle geldiğini üniteye tamir edilen parçaların takılmasına başlandığını, sonrasında da yedek olarak bulunan ped yatakların yatak alıştırmasının yapıldığını, bu işleminde yalnızca Çinli süpervizörler tarafından yapıldığını,

birleşen dosyada davacı tarafça dava dilekçesinde ayıplı ve eksik işlerin kalem kalem belirtildiği, buna yönelik iddiaların değerlendirildiği, dosya kapsamı itibariyle; eksik ve ayıplı işe ilişkin bir kısım iddialara yönelik belge ve kanıt bulunmadığı, bu hususlarla ilgili davalıya herhangi bir kusur ve sorumluluk atfedilemeyeceği, bir kısmına ilişkin değerlendirmenin göz kontrolü ile yapılması mümkün iken zamanında ikaz edilmediği, geçici kabulde buna ilişkin tespitlerin yer alması gerektiği, bu hususlarda davalıya herhangi bir kusur ve sorumluluk atfedilemeyeceği, bir kısmında yine geçici kabulde bu hususlara ilişkin olumsuz bir durumun bulunmadığı, davalıya herhangi bir kusur ve sorumluluk atfedilemeyeceği, Scada sisteminin doğru çalışmadığına ilişkin somut bir kanıt olmadığı, yataklarda yağlanma sorunu giderildikten sonra da mevcut Scada sisteminin kullanılmaya devam ettiği, geçici kabul aşamalarında yapılan testlerde sorunsuz çalıştığı ve geçici kabul eksiği olarak yer almayan türbin yataklarının sıcaklığının yükselmesi hususunun ve yataklarda yağlanma sorununun birleşen dosyada davalı şirketin kusurundan kaynaklandığının tespit edilemediği, usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunulduğuna dair bir kayıt olmadığı anlaşılmakla bu şekliyle birleşen davada ayıp giderim bedeli ve kur farkına ilişkin alacak talebinin yerinde olmadığı,


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Esas: 2017/6798 Karar: 2020/2083

bilirkişi heyetinin keşif mahallinde gördüğü olaylara göre değil Çinli olduğu anlaşılan ve teknisyen olduğu iddia edilen bir kişinin beyanlarına göre rapor düzenlediğini, raporun ayrıntısında bu hususların anlaşıldığını

GEREKÇE: Dava, ayıplı mal satışı iddiasına dayalı sözleşmenin feshi ve bedelin iadesi talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalıdan satın aldığı selefon laminasyon makinesinin ayıplı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise söz konusu arızaların hatalı kullanımdan kaynaklandığını savunmuştur. Yargılama sırasında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında makinenin ayıplı olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça keşfin üç saat sürdüğü, ancak keşif süresince hangi işlemlerin yapıldığı hususunun raporlarda yer almadığı belirtilmiş ise de, keşif tutanağında bu şekilde ayrıntılar yer almadığından bu konudaki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Öte yandan bilirkişiler servis formlarını esas almış ise de, söz konusu servis formlarında davacı tarafın da imzaları bulunduğundan bu şekilde yapılan bir incelemenin usule aykırı olduğundan söz edilemeyecektir. Öte yandan davacı tarafça 170 gr altındaki kağıtlarda belli ebatlarda laminasyonun gerçekleşmediği ileri sürülmüş ise de, sözleşmede 100 gr - 450 gr kağıtla ilgili parantez içerisinde kağıt kalitesine göre değişiklik gösterir şekilde bir kayıt bulunduğundan buradan her ebattaki ya da her kalitedeki kağıdın laminasyon işleminin başarılı bir şekilde yapılacağı hususunun taahhüt edilmediği kanaatine varılmıştır. Ayrıca davacı tarafça eğitimin yetkinliği olmayan kişi tarafından verildiği ileri sürülmüş ise de, eğitim verilmesi sırasında bu konularda ihtirazi kayıt ileri sürülmediğinden davacı tarafın bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde değildir. Hal böyle olunca usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına yönelen davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.


Çinli firmalar tarafından verilen deklarasyonlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E:2016/2307, K:2017/4523

Davacı vekili; davalı şirketin TPE nezdinde 2012/7191-1,2,3,4,5 numarası ile tasarım tescili başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından itiraz edildiğini, YİDK tarafından reddedildiğini, başvuru konusu tasarımların yeni olmadığını, Çinli firmalar tarafından bu ürünlerin 2009 yılından beri üretildiğini, ayrıca 2012 yılında Çin'de tescil edildiğini beyanla davanın kabulü ile YİDK kararın iptaline ve davalı adına tescil olunan tasarımın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili; tasarımların yeni olduğunu, Çinli firmalar tarafından verilen deklarasyonların geçerli bir delil olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

tasarım belgelerindeki tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim arasında belirgin bir farklılık bulunduğu, aralarında mevcut olan farklılıkların, ürünlerin genel görünüme olan etki ve katkısı nazara alındığında bilgilenmiş kullanıcı nezdinde belirgin farklılığı doğurmaya yettiği, başvuru konusu tasarımın harcıalem bir tasarım olarak da değerlendirilemeyeceği, Çinli firmalardan alınan deklarasyonların da her zaman düzenlenebileceği nedeniyle yenilik kırıcı delil olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 


Çin'de bulunan adına faydalı model belgesi ile tescil edilmiş olması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E:2016/8332, K:2018/1703

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; somut olayda davalı tarafın marka başvuru tarihi olan 08.03.2013 tarihinden önce Çin'de bulunan adına faydalı model belgesi ile tescil edilmiş ... isimli ürünü Türkiye'ye ithal edilmek üzere Çin'li firma ile davalı arasında yazışmaların olduğu, Çin'li firmanın davacı distribütör firma ile görüşmeleri gerektiği beyanında bulunduğu, bu nedenle davalının davaya konu olan markanın daha önce kullanıldığını biliyor ve bilebilecek durumda bulunduğu, markayı aynı sınıflar yönünden adına tescil ettirmesinin kötü niyetli tescil niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 


Taşıtanın navlundan sorumluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E:2014/8349, K:2014/17028

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 1081. maddesi gereği gönderilen malı teslim almazsa taşıtanın navlun ve diğer alacakları taşıyana ödeme yükümlülüğü altında olduğu, davalı tarafından malın teslim alınmadığı, taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişki tespit edilemediğinden davalının taşıtan olduğunun sabit olmadığı, gönderilen olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle navlunun borçlusu olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. 


Çinli firmanın kapatılmış olması - Aşırı ifa güçsüzlüğü

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Esas: 2019/595 Karar: 2021/842

Davacı tarafından, ihale konusu thermal kağıtta kullanılan kimyasalı üreten Çinli firmanın Çin Devleti tarafından kapatıldığının ihale sonrasında öğrenildiği, kimyasal madde tedariğini yapamayan thermal kağıt üreticilerinin de üretimi tamamen durdurdukları, bu durumun müvekkili açısından öngörülemeyen bir nedenden kaynaklanan aşırı ifa güçlüğü niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür. TTKnın 18. maddesine göre, tacir, her türlü ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Davacının tacir olduğu ve basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda olduğu dikkate alındığında, ihale öncesi ve sırasında yüklendiği edimi yerine getirme bakımından piyasa koşulları, üretim ve tedarik konusunda gerekli araştırmaları yaparak her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da; thermal kağıt üretim sektöründeki sıkıntı, davacının ihaleyi aldığı tarihten 3-4 ay öncesinde başladığı, davacının öne sürdüğü tedarik probleminin sektördeki diğer firmalarda da yaşandığı, fiyatlar çok yükseldiği için tedarikte gecikmeler yaşandığı, ancak alınmış olan siparişlerin geç de olsa gerçekleştirildiği, davacının mücbir sebep olarak ileri sürdüğü hususun sektördeki diğer firmaların faaliyetine ve edimlerini yerine getirmesine engel teşkil etmediği tespit edilmiştir.


Çin'den ihraç edilen makinelerin ticari sır olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E:2018/2722, K:2019/4166

Davalılar vekili, müvekkillerinden ...'ın ısı bariyerlerinin üretimi ve tedariki gibi konularda sektörde bilinen bir kişi olduğunu ve bu nedenle hem davacı hem de davalı şirkete danışmanlık hizmeti verdiğini, davacı şirketçe İtalyan ve Çinli üreticilerden alınan makine ve kalıpların davacıya özel üretilmediğini, dünyanın her yerinde profil üretmek isteyenlere satılan kalıp ve makineler olduğunu bu nedenle ticari sır kapsamında değerlendirilemeyeceğini,

dava konusu ısı bariyerlerinin üretiminin malzeme, üretim teknolojisi ve mamul dizaynı yönünden gerekli tezgah ve donanıma sahip her firma tarafından kolayca yapılabileceği, ticari sır olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.