Avukatlara Özel usulsüzlük cezası - Avukatın azli - Düzenlemesi gereken serbest meslek makbuzu - Avukatın ücrete hak kazanıp kazanamadığı - Avukatlık hizmetinin aylara bölünmesi - BİM KARARI



Avukatlara Özel usulsüzlük cezası - Avukatın azli - Düzenlemesi gereken serbest meslek makbuzu - Avukatın ücrete hak kazanıp kazanamadığı - Avukatlık hizmetinin aylara bölünmesi - BİM KARARI


ÖZET : Dava konusu olayda, davacının, takip edilen davalar için dava sonunda, icra takiplerinde ise tahsilata bağlı olarak ücrete hak kazanılacağı yönünde müvekkilleri ile anlaşma yaptığını ileri sürdüğü, buna karşılık inceleme raporunda dava veya icra takiplerinin sonuçlanıp sonuçlanmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, davacının ücret tahsil ettiği yönünde de herhangi bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı görülmektedir.

Avukatlık Kanunu'nun ''Avukatın işi takipten vazgeçmesi, azli ve ücretin gününde ödenmemesi'' başlıklı 174'üncü maddesinin 2'nci fıkrasında ''Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.'' düzenlemesi yer almaktadır. Davacı avukatın bu hükme istinaden alacak davası açtığı ve 603.000,00 TL vekalet ücreti talep ettiği görülmekte ise de; davacı tarafça dosyaya sunulan ve alacak talebine ilişkin İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi'nin 2015/344 esaslı dosyasında alınan 15.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda davalı konumunda bulunan İ., İ.Petrol Taşımac. İnş. Oto. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti, .... Grup Dış Tic. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti ve K.Taşımacılık Pet. Oto. İnş. Gıda ve Turz. San. Tic. Ltd. Şti vekilince, O.....'in Avukatlık Kanunu gereği kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği iddia edilmektedir. Dolayısıyla davacının müvekkilleri tarafından azlinin Avukatlık Kanunu 174'üncü madde uyarınca, kusur veya ihmal sebebiyle yapılmış bir azil olup olmadığı, başka bir anlatımla avukatın ücrete hak kazanıp kazanamadığı bu aşamda belirli olmayıp ancak alacak davası sonucunda verilecek hükümle ortaya çıkacak bir durumdur. Aynı bilirkişi raporunda davacının vekalet ücreti alacağının Baro'nun belirlediği ücret tarifesine göre hesaplanması halinde 7.960,00 TL, toplam müddeabihin yüzde 10'u üzerinden hesaplanması halinde ise 175.271,90 TL olması gerektiği yönündeki değerlendirme de nazara alındığında, davacının azil ile vekalet ücretine hak kazandığının kabulü mümkün olmadığı gibi, alacak iddiasına konu tutarın doğrudan matrah olarak kabulünün de hukuka ve maddi olaya uygun düşmediği sonucuna ulaşılmaktadır. 

İnceleme raporu ve savunmada atıf yapılan KDV Genel Uygulama Tebliği'ndeki, bir vergilendirme döneminden fazla devam eden hizmetlerde, takvim yılının aylık dönemlerinden oluşan vergilendirme dönemleri itibarıyla KDV'nin hesaplanması ve verilecek hizmetlere ilişkin faturanın aylık ödeme tutarı belirtilerek tanzim edilmesi gerektiği, belli bir vergilendirme döneminde beyan edilecek KDV matrahının ise toplam hizmet bedelinin, hizmetin ifa edileceği aylık sürelere bölünmesi suretiyle tespitinin mümkün bulunduğu, toplam bedel hizmet tamamlandığında alınsa dahi hizmetin gerçekleştiği vergilendirme dönemine isabet eden tutarın ilgili olduğu dönemde beyan edilmesi gerektiği, hizmet bedelinin tamamının hizmet ifası sonunda beyan edilmesinin mümkün olmadığı yönündeki düzenlemenin de, bir davada kararın ne zaman verileceği ve kesinleşeceği, icra takipleri için de alacağın ne zaman tahsil edileceği baştan belirli olmadığından avukatlık hizmetlerinde uygulanma imkanı bulunmamaktadır. 

Sonuç olarak eksik incelemeye dayalı olarak varsayım üzerinden hazırlanan vergi inceleme raporunda hizmet ifasına ait tutara hak kazanılıp kazanılmadığı hususu da somut olarak ortaya konulmadığından, bu rapora istinaden yapılan dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.


2014 yılı için 213 sayılı Kanun'un 353/1'inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına gelince; vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği ortaya konulamadığı için davacının düzenlemesi gereken serbest meslek makbuzundan da bu aşamada söz edilemeyeceği sonucuna varılmış olup, dava konusu özel usulsüzlük cezasında da hukuka uyarlık görülmemiştir.  






T.C.

İSTANBUL

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

İKİNCİ VERGİ DAVA DAİRESİ

ESAS NO : 2019/460

KARAR NO : 2019/1497


İSTİNAF BAŞVURUSUNDA

BULUNAN (DAVALI) : SARIGAZİ VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ 

VEKİLİ : ...

 İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı - Fatih/İSTANBUL

KARŞI TARAF (DAVACI) :



İSTEMİN ÖZETİ : Davacı adına, İ., İ.Petrol Taşımac. İnş. Oto. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti, ..... Grup Dış Tic. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti ve K. Taşımacılık Pet. Oto. İnş. Gıda ve Turz. San. Tic. Ltd. Şti'ye 11.04.2013- 07.04.2015 tarihleri arasında avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verdiği halde serbest meslek makbuzu düzenlemediğinden bahisle 2014 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan 07.11.2017 tarih ve 2017/364 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden 20171212/31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,41,42 ve 43 sayılı ihbarnamelerle 2014/1 ila 12 dönemleri için tarh edilen tek kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin ve 2014 dönemi için 213 sayılı Kanun'un 353/1'inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının iptali istemiyle açılan davanın, "...eksik incelemeye dayalı olarak varsayım üzerinden hazırlanan vergi inceleme raporunda hizmet ifasına ait tutara hak kazanılıp kazanılmadığı hususu da somut olarak ortaya konulmadığından, bu rapora istinaden yapılan dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, 2014 yılı için 213 sayılı Kanun'un 353/1'inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına gelince; vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği ortaya konulamadığı için davacının düzenlemesi gereken serbest meslek makbuzundan da bu aşamada söz edilemeyeceği sonucuna varılmış olup, dava konusu özel usulsüzlük cezasında da hukuka uyarlık görülmediği..." gerekçesiyle, kabulü yönünde verilen İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 22/10/2018 tarih ve E:2018/96, K:2018/2768 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğü İhbarlar ve Şikayetleri Değerlendirme Müdürlüğü'nün 15.12.2016 tarih ve 257543 sayılı yazısı ekindeki 15.12.2016 tarih ve 2016/18206 sayılı İhbar ve İnceleme Talepleri Değerlendirme formuna konu, davacının İ., İ. Petrol Taşımac. İnş. Oto. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti, .... Grup Dış Tic. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti ve K. Taşımacılık Pet. Oto. İnş. Gıda ve Turz. San. Tic. Ltd. Şti'ye avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunduğu halde anılan şahısların vekaletnamesinin bulunduğu 11.04.2013-07.04.2015 tarihleri arasında serbest meslek makbuzu düzenlemediği iddiasına ilişkin olarak 2013,2014 ve 2015 dönemi hesaplarının KDV yönünden sınırlı incelenmesi sonucu 2014 dönemi için hazırlanan 07.11.2017 tarih ve 2017/364 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'ne göre birden fazla vergilendirme dönemine yayılarak verilen hizmetlerde, hizmet bedelinin tamamının veya bir kısmının hizmet ifa edilmeden önce tahsil edilmesi halinde, fatura ve benzeri belge düzenlenmemiş olması koşuluyla KDV doğmayacağı, öte yandan bir vergilendirme döneminden fazla devam eden hizmetlerde, takvim yılının aylık dönemlerinden oluşan vergilendirme dönemleri itibarıyla KDV'nin hesaplanması ve verilecek hizmetlere ilişkin faturanın aylık ödeme tutarı belirtilerek tanzim edilmesi gerektiği, belli bir vergilendirme döneminde beyan edilecek KDV matrahının ise toplam hizmet bedelinin, hizmetin ifa edileceği aylık sürelere bölünmesi suretiyle tespitinin mümkün bulunduğu, toplam bedel hizmet tamamlandığında alınsa dahi hizmetin gerçekleştiği vergilendirme dönemine isabet eden tutarın ilgili olduğu dönemde beyan edilmesi gerektiği, hizmet bedelinin tamamının hizmet ifası sonunda beyan edilmesinin mümkün olmadığı, bu düzenlemeler çerçevesinde yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.


CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ : Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.


TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü: 

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesi uyarınca, istinaf başvurusunun reddine, başvuru aşamasında yapılan 46,40-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak,  28/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.









T.C.

İSTANBUL

8. VERGİ MAHKEMESİ


ESAS NO : 2018/96 

KARAR NO : 2018/2768


DAVACI :

  DAVALI : SARIGAZİ VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ 

VEKİLİ : ....

DAVANIN ÖZETİ : Davacı adına, İ., İ. Petrol Taşımac. İnş. Oto. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti, ... Grup Dış Tic. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti ve K. Taşımacılık Pet. Oto. İnş. Gıda ve Turz. San. Tic. Ltd. Şti'ye 11.04.2013- 07.04.2015 tarihleri arasında avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verdiği halde serbest meslek makbuzu düzenlemediğinden bahisle 2014 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan 07.11.2017 tarih ve 2017/364 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden 20171212/31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,41,42 ve 43 sayılı ihbarnamelerle 2014/1 ila 12 dönemleri için tarh edilen tek kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin ve 2014 dönemi için 213 sayılı Kanun'un 353/1'inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının; inccelemeye konu müvekkilleri ile davacı arasında avukatlık hizmetine ilişkin yazılı anlaşma bulunmadığı, davalarda ve takiplerde müddeabihin yüzde 10'u, dava konusunun para olmaması halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücret tutarıda avukatlık ücreti ödenmesi, ayrıca Mahkemelerce hükmedilen yasal vekalet ücretinin de davacıya ait olması şeklinde sözlü anlaşmaya varıldığı, icra takip dosyalarında vekalet üretinin tahsilat şartına bağlandığı, davalarda ise vekalet ücretinin Mahkeme kararından sonra ödenmesi konusunda mutabık kalındığı, dava ve takipler sürerken İ.'nun şahsı ve incelemeye konu şirketleri adına şifahi olarak davacıyı vekillikten azlettiği, davacıya hiç vekalet ücreti ödenmediği, davacının vekalet ücreti tahsilatı için İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi'nin 2015/344 esasına kayıtlı dosya ile alacak davası açtığı, bu dosyadan görevsizlik kararı verildiği ve yargılamaya Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edileceği, müvekkillerinin ödemeye dair hiçbir belge sunamadığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmeyecekse Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bekletici mesele yapılması gerektiği, vergiyi doğuran olaya ilişkin olarak hizmet ifasından davanın sonuçlandırılmasının anlaşılması gerektiği, Gelir Vergisi Kanunu'ndaki serbest meslek erbabına yönelik tahsil esasının katma değer vergisi için de geçerli kabul edilmesi gerektiği, ücret tutarı belli değilken ve tahsil de edilmemişken serbest meslek makbuzu düzenlenmesinin beklenemeyeceği, karşı vekalet ücretinin KDV Genel Uygulama Tebliği uyarınca katma değer vergisinin konusuna girmediği bu konuda emsal yargı kararları bulunduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.  


SAVUNMANIN ÖZETİ : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğü İhbarlar ve Şikayetleri Değerlendirme Müdürlüğü'nün 15.12.2016 tarih ve 257543 sayılı yazısı ekindeki 15.12.2016 tarih ve 2016/18206 sayılı İhbar ve İnceleme Talepleri Değerlendirme formuna konu, davacının İ., İ.Petrol Taşımac. İnş. Oto. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti, .... Grup Dış Tic. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti ve K. Taşımacılık Pet. Oto. İnş. Gıda ve Turz. San. Tic. Ltd. Şti'ye avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunduğu halde anılan şahısların vekaletnamesinin bulunduğu 11.04.2013-07.04.2015 tarihleri arasında serbest meslek makbuzu düzenlemediği iddiasına ilişkin olarak 2013,2014 ve 2015 dönemi hesaplarının KDV yönünden sınırlı incelenmesi sonucu 2014 dönemi için hazırlanan 07.11.2017 tarih ve 2017/364 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'ne göre birden fazla vergilendirme dönemine yayılarak verilen hizmetlerde, hizmet bedelinin tamamının veya bir kısmının hizmet ifa edilmeden önce tahsil edilmesi halinde, fatura ve benzeri belge düzenlenmemiş olması koşuluyla KDV doğmayacağı, öte yandan bir vergilendirme döneminden fazla devam eden hizmetlerde, takvim yılının aylık dönemlerinden oluşan vergilendirme dönemleri itibarıyla KDV'nin hesaplanması ve verilecek hizmetlere ilişkin faturanın aylık ödeme tutarı belirtilerek tanzim edilmesi gerektiği, belli bir vergilendirme döneminde beyan edilecek KDV matrahının ise toplam hizmet bedelinin, hizmetin ifa edileceği aylık sürelere bölünmesi suretiyle tespitinin mümkün bulunduğu, toplam bedel hizmet tamamlandığında alınsa dahi hizmetin gerçekleştiği vergilendirme dönemine isabet eden tutarın ilgili olduğu dönemde beyan edilmesi gerektiği, hizmet bedelinin tamamının hizmet ifası sonunda beyan edilmesinin mümkün olmadığı, bu düzenlemeler çerçevesinde yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu iddia edilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. 



TÜRK MİLLETİ ADINA


Karar veren İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nce, duruşma için önceden belirlenen 19.10.2018 tarihinde davacı O.G.ve davalı idare vekili Av. .....'nın geldikleri görülerek yapılan duruşmada taraflara usulüne uygun söz hakkı verilip dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dava dosyası incelenmek suretiyle işin gereği görüşüldü: 

Dava, davacı adına 07.11.2017 tarih ve 2017/364 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden 20171212/31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,41,42 ve 43 sayılı ihbarnamelerle 2014/1 ila 12 dönemleri için tarh edilen tek kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin ve 2014 dönemi için 213 sayılı Kanun'un 353/1'inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1'inci maddesinde, Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu, 10'uncu maddesinin (a) bendinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılmasıyla; (b) bendinde, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle; (c) bendinde, kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutat olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde ise, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması ile vergiyi doğuran olayın meydana geldiği hükme bağlanmıştır.


213 sayılı Vergi Usul Kanunun "Re'sen Vergi Tarhı" başlıklı 30'uncu maddesinde, re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış ve maddenin 6'ncı bendinde; tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa, bu bir re'sen tarh nedeni olarak belirlenmiştir. Mezkur Kanun'un 3'üncü maddesinin (B) bendinde vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olduğu, 134'üncü maddesinde, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanun'un 353'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının dava konusu işlem tarihindeki halinde; verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10'u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesileceği düzenlenmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, İ., İ. Petrol Taşımac. İnş. Oto. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti, ...Grup Dış Tic. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti ve K. Taşımacılık Pet. Oto. İnş. Gıda ve Turz. San. Tic. Ltd. Şti'ye 11.04.2013- 07.04.2015 tarihleri arasında avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verdiği halde serbest meslek makbuzu düzenlemediğinden bahisle 2014 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan 07.11.2017 tarih ve 2017/364 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği, tarhiyat ve cezaların kaldırılması istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. 

Dava konusu tarhiyat ve ceza işlemlerinin dayanağı 07.11.2017 tarih ve 2017/364 sayılı vergi inceleme raporunda özetle; İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğü İhbarlar ve Şikayetleri Değerlendirme Müdürlüğü'nün 15.12.2016 tarih ve 257543 sayılı yazısı ekindeki 15.12.2016 tarih ve 2016/18206 sayılı İhbar ve İnceleme Talepleri Değerlendirme formuna konu, davacının İ., İ.Petrol Taşımac. İnş. Oto. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti, .... Grup Dış Tic. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti ve K. Taşımacılık Pet. Oto. İnş. Gıda ve Turz. San. Tic. Ltd. Şti'ye avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunduğu halde anılan şahısların vekaletnamesinin bulunduğu 11.04.2013-07.04.2015 tarihleri arasında serbest meslek makbuzu düzenlemediği iddiasına ilişkin olarak 2013,2014 ve 2015 dönemi hesaplarının KDV yönünden sınırlı incelenmesi sonucu raporun hazırlandığı, davacının 2014 döneminde incelemeye konu müvekkillerine düzenlemiş olduğu serbest meslek makbuzu bulunmadığı, incelenenin İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi'nin 2015/344 esasına kayıtlı dilekçesinde incelemeye konu müvekkillerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 603.000,00 TL vekalet ücreti talep ettiğinin tespit edildiği, talebe esas olan ve davacı tarafından vekil sıfatıyla takibi yapılan biri ihtiyati haciz takibi olmak üzere 24 adet icra takip dosyası, 20 adet dava dosyası, 4 adet savcılık soruşturma dosyası 1 adet ihtiyati haciz talep dosyası bulunduğu, ayrıca davacının müvekkillerine 603.000,00 TL'nin ödenmesi için Üsküdar 10. Noterliği'nden 29.05.2015 tarih ve 13153 yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiği, davacıya İ. Petrol Taşımac. İnş. Oto. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli mükellefin kendisinden hukuki danışmanlık/avukatlık himzeti alıp almadığı, aldı ise hangi tarihte, ne kadar ve ne şekilde ödeme aldığının sorulduğu, davacının İ. Petrol Şirketine 19.04.2013 tarihinden 2015 yılı mart veya nisan ayına kadar avukatlık hizmeti verdiğini, 2013 mayıs ve haziran ayında iki defa olmak üzere düzenlemiş olduğu fatura tutarları kadar ödeme aldığını, 2013 temmuz ayında ise müvekkil şirket yetkilisinin aylık sabit ücret ödemek istemediğini ve iş olması durumunda iş başına ücret belirlemek istediğini söylemesi üzerine makbuz düzenlemediği ve hiçbir para ve ücret tahsil etmediğini beyan ettiği, davacının incelemeye konu müvekkilleri ile avukatlık ilişkisinin 11.04.2013 tarihli vekaletname ile başlayıp 07.04.2015 tarihli azilname ile sona erdiği, konu ile ilgili İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri KDV Grup Müdürlüğüne bedeli tahsil edilmemiş olan hizmetlerin vergilendirilip vergilendirilmeyeceği hususunda görüş sorulduğu ve cevaben KDV Kanunu bakımından serbest meslek faaliyetinde vergiyi doğuran olayın hizmetin ifası ile meydana geldiği, hizmet bedeli tahsilinin KDV uygulamasına etkisi olmadığının bildirildiği, KDV Genel Uygulama Tebliği'nde yer alan; bir vergilendirme döneminden fazla devam eden hizmetlerde, takvim yılının aylık dönemlerinden oluşan vergilendirme dönemleri itibarıyla KDV'nin hesaplanması ve verilecek hizmetlere ilişkin faturanın aylık ödeme tutarı belirtilerek tanzim edilmesi gerektiği, belli bir vergilendirme döneminde beyan edilecek KDV matrahının ise toplam hizmet bedelinin, hizmetin ifa edileceği aylık sürelere bölünmesi suretiyle tespitinin mümkün bulunduğu, toplam bedel hizmet tamamlandığında alınsa dahi hizmetin gerçekleştiği vergilendirme dönemine isabet eden tutarın ilgili olduğu dönemde beyan edilmesi gerektiği, hizmet bedelinin tamamının hizmet ifası sonunda beyan edilmesinin mümkün olmadığı yönündeki düzenleme gereğince incelenen, müvekkillerine 11.04.2013-07.04.2015 tarihleri arasında 25 ay hizmet verdiğinden 603.000,00 TL vekalet ücreti hizmet bedelinin (25 aya bölünmesi suretiyle) aylara göre dağılımının 24.120,00 TL olduğu belirtilerek KDV beyan tablosunun yeniden düzenlenmesi suretiyle davacıya dava konusu tek kat vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatlarının yapılmasının ve belgesiz hizmet vermesi sebebiyle 213 sayılı Kanun uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmesinin önerildiği, 08.12.2017 tarihinde yapılan görüşmede uzlaşmanın vaki olmaması üzerine inceleme raporuna istinaden dava konusu tarhiyatların yapıldığı ve cezaların kesildiği anlaşılmaktadır. 

Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ''Avukatlık ücretinin kapsadığı işler'' başlıklı 2'nci maddesinde ''Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır. Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez. Hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü halinde de avukatlık ücretine hükmedilemez. Buna karşılık, icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştayda temyizen ve bölge idare ve bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir.'' hükmü yer almaktadır.

 Anılan maddenin 3065 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesindeki vergiyi doğuran olayın mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılmasıyla gerçekleştiği hükmü ile birlikte değerlendirilmesinden, öncesinde serbest meslek makbuzu düzenlenmemesi ve taraflarca başkaca bir anlaşma yapılmaması halinde avukatlık hizmetinde takip edilen dava veya işin kesin hükümle sonuçlanmasıyla birlikte vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği sonucuna varılmaktadır. Kesin hükümle sonuçlanmanın icra takiplerinde alacağın tam olarak tahsil edilmesi olarak kabulü gerekmektedir. 

Dava konusu olayda, davacının, takip edilen davalar için dava sonunda, icra takiplerinde ise tahsilata bağlı olarak ücrete hak kazanılacağı yönünde müvekkilleri ile anlaşma yaptığını ileri sürdüğü, buna karşılık inceleme raporunda dava veya icra takiplerinin sonuçlanıp sonuçlanmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, davacının ücret tahsil ettiği yönünde de herhangi bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı görülmektedir.

Avukatlık Kanunu'nun ''Avukatın işi takipten vazgeçmesi, azli ve ücretin gününde ödenmemesi'' başlıklı 174'üncü maddesinin 2'nci fıkrasında ''Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.'' düzenlemesi yer almaktadır. Davacı avukatın bu hükme istinaden alacak davası açtığı ve 603.000,00 TL vekalet ücreti talep ettiği görülmekte ise de; davacı tarafça dosyaya sunulan ve alacak talebine ilişkin İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi'nin 2015/344 esaslı dosyasında alınan 15.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda davalı konumunda bulunan İ., İ.Petrol Taşımac. İnş. Oto. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti, .... Grup Dış Tic. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti ve K.Taşımacılık Pet. Oto. İnş. Gıda ve Turz. San. Tic. Ltd. Şti vekilince, O.....'in Avukatlık Kanunu gereği kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği iddia edilmektedir. Dolayısıyla davacının müvekkilleri tarafından azlinin Avukatlık Kanunu 174'üncü madde uyarınca, kusur veya ihmal sebebiyle yapılmış bir azil olup olmadığı, başka bir anlatımla avukatın ücrete hak kazanıp kazanamadığı bu aşamda belirli olmayıp ancak alacak davası sonucunda verilecek hükümle ortaya çıkacak bir durumdur. Aynı bilirkişi raporunda davacının vekalet ücreti alacağının Baro'nun belirlediği ücret tarifesine göre hesaplanması halinde 7.960,00 TL, toplam müddeabihin yüzde 10'u üzerinden hesaplanması halinde ise 175.271,90 TL olması gerektiği yönündeki değerlendirme de nazara alındığında, davacının azil ile vekalet ücretine hak kazandığının kabulü mümkün olmadığı gibi, alacak iddiasına konu tutarın doğrudan matrah olarak kabulünün de hukuka ve maddi olaya uygun düşmediği sonucuna ulaşılmaktadır. 

İnceleme raporu ve savunmada atıf yapılan KDV Genel Uygulama Tebliği'ndeki, bir vergilendirme döneminden fazla devam eden hizmetlerde, takvim yılının aylık dönemlerinden oluşan vergilendirme dönemleri itibarıyla KDV'nin hesaplanması ve verilecek hizmetlere ilişkin faturanın aylık ödeme tutarı belirtilerek tanzim edilmesi gerektiği, belli bir vergilendirme döneminde beyan edilecek KDV matrahının ise toplam hizmet bedelinin, hizmetin ifa edileceği aylık sürelere bölünmesi suretiyle tespitinin mümkün bulunduğu, toplam bedel hizmet tamamlandığında alınsa dahi hizmetin gerçekleştiği vergilendirme dönemine isabet eden tutarın ilgili olduğu dönemde beyan edilmesi gerektiği, hizmet bedelinin tamamının hizmet ifası sonunda beyan edilmesinin mümkün olmadığı yönündeki düzenlemenin de, bir davada kararın ne zaman verileceği ve kesinleşeceği, icra takipleri için de alacağın ne zaman tahsil edileceği baştan belirli olmadığından avukatlık hizmetlerinde uygulanma imkanı bulunmamaktadır. 

Sonuç olarak eksik incelemeye dayalı olarak varsayım üzerinden hazırlanan vergi inceleme raporunda hizmet ifasına ait tutara hak kazanılıp kazanılmadığı hususu da somut olarak ortaya konulmadığından, bu rapora istinaden yapılan dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.


2014 yılı için 213 sayılı Kanun'un 353/1'inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına gelince; vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği ortaya konulamadığı için davacının düzenlemesi gereken serbest meslek makbuzundan da bu aşamada söz edilemeyeceği sonucuna varılmış olup, dava konusu özel usulsüzlük cezasında da hukuka uyarlık görülmemiştir.  

Açıklanan nedenlerle; DAVANIN KABULÜNE, dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının ve 213 sayılı Kanun 353/1'inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına, aşağıda dökümü yapılan 147,90 TL yargılama giderinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, artan posta avansının hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere, 22/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.